geçen günlerden birinde bir kısa film izledim, aklıma geldi. genç bir yönetmen ile genç bir senaristin ilk bir kaç filminden biri sanırım. kaçıncısı olduğunu bilemiyorum, ki zaten ayrıntısı bizi çok ilgilendirmiyor.yine yaratım süreci çok sancılıydı türünde filmlere bir örnekti.
işte tam bu noktada kafama takılan soruya geldik: hep merak ederim ben... bütün genç yönetmenler/senaristler neden henüz biz yarattıklarına daha tam vakıf olamamışken hemen sorunlarını anlatmaya başlarlar ki?
yahu biz önce güzel şeyleri izleseydik... çiçekler olsaydı, böcekler olsaydı, insanlar birbirini sevseydi, dövüşmeselerdi.
ama olmaaazzz...
hemen bi hayat ne tuhaf, vapurlar filan tripleri ... nedir yani?
oysa dostluklar da böyle başlamaz mı azizim? önce güzel şeyleri paylaşırsın, unutulması imkansız güzel hatıralar biriktirirsin, el ele kırlarda koşarsın neşe dolu yüreğinle; ardından zamanı gelince başa gelen derde ortak olursun yaşanan güzel günlerin hatrına. diiğğ mi efendim, diiiiğğ mi?
halbusi hepimiz kısayız, hepimiz filmiz...
yine mi güzeliz, yine mi çiçek?
şu "yaratım süreci çok sancılıydı" hadisesi ise ayrı bir mesele tabi. onu başka bir başlıkta incelemek lazım ama hazır ekşiye yazmışken buraya da yazayım
sanatçı yahut sanatçı adayının yapıtını eleştirmenlerle ve/yahut izleyici/dinleyici/okuyucularıyla paylaştıktan sonra konuyla yani "yaratım süreci nasıldı?" benzeri soruya karşı verdiği klişe cevaptır bu.
ama baksanıza efendim, adamın paçalarından akıyor yaratıcılık aslen. bir anlamda adama hak vermemek de elde değil. teşbih desen var, tespit desen var, hatta kimine göre teşbih i beliğteşbih i mubalağa dahi var. metafor desen, kralını yere serer. (artık dalgasını geçiyoruz ama bunu kullanarak kimleri ne sancılara sürüklemişlerdir vaktinde, bir düşünsenize. (smiley was here)
sanatçı kıvrım kıvrım kıvranmayacak da biz mi kıvıracağız bu işi? peh peh peh...
yazı ile ilgili seçtiğim görsel hakkında:
yani:
"less is more"
yani
"az çoktur"
yani
"basit, hoştur".
yani:
"kısa iyidir"! (: kimine göre de
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder